Hikaye İle İlgili Notlar III

Bir hikayede sayısız karakter olabilir, ama tek karakter ile de yetinebilir. Hikayenin etrafında döndüğü bir karakter vardır ve hikayenin kahramanıdır. Filmler de birer hikaye anlatır.

Christopher Vogler bir filmin başarısını kahramanın yolculuğu (the hero’s journey) ile bağlantılı görüyor. Christopher Vogler amerikalı senarist, özellikle senaryo yazma konusundaki ‘The Writer’s Journey: Mythic Structure for Writers’ kitapı ile tanınmakta.
Vogler’in kahramanın yolculuğu fikri Joseph Campbell’e dayanıyor. Joseph Campbell (1904 – 1987) amerikalı profesör ve yazar. Campbell özellikle mitoloji alanındaki çalışmaları ile üne kavuşmuştu. Campbell mythlerde kahramanların 12 evreden geçtiğini söylüyor. Vogler ‘The Writer’s Journey: Mythic Structure For Writers’ adlı kitabında Campbell’in bu 12 evre modelini filmlere uyarlıyor.

Vogler başarılı filmlerin anlatım şeklinin mythler, efsaneler ve masallarınkine benzediğini söylüyor. Bunun sebebi olarakta bu anlatım şeklinin içimize işlenmiş olduğunu ileri sürüyor. Vogler bu evreleri kitabında mitolojik alegorilerle anlatıyor.

Kahraman yolculuğunu oluşturan 12 evrelik devre:

1. Bilindik Dünya (the ordinary world): Kahraman – başına geleceklerden habersiz – bilindik dünyasında. Bu evrede kahrama sempatik tanıtılır seyircinn onunla özdeşleşmesi için.

2. Maceraya Çağrı (the call to adventure): Kahramanın dünyası değişmeye başlar. Bu değişim kahramanın iç veya dış dünyasında başlayabilir.

3. Cağrıya Ret (refusal of the call): Kahraman değişimlerden korkar ve maceradan ‘kaçmaya’ çalışır.

4. Yardımcı/öğretici İle Buluşma (meeting with the mentor): Biligili veya deneyimli yardımcı/öğretici kahramanla buluşur. Bu karakter kahramana maceraya girmesi için teçhizat verir veya nasihat eder.

5. Eşiği Geçiş (crossing the threshold): Kahraman bu evrede – kendi kanunları, kuralları ve değerleri olan – yeni dünyaya giriş yapar.

6. İmtihanlar, Müttefikler ve Düşman (tests, allies and enemies): Kahraman yeni dünyasında ilk imtihanlarla sınanır. Bu sınamalar sırasında müttefikleriyle buluşur ve düşmanlarıyla karşı karşıya gelir.

7. Mağranın En Derinine İniş (approach to the in-most cave): Kahraman müttefikleriyle beraber en önemli imtihan için mağranın derinlerine iner.

8. Mihnet (the ordeal): Bu evrede kahraman en büyük korkularıyla yüzleşir ve en önemli imtihanını gerçekleştirir.

9. Ödül (the reward): En önemli imtihanında sonra kahraman hazine veya eliksirle ödüllendirilir.

10. Dönüş Yolculuğu (the road back): Kahraman elde ettiği ödülle yeni dünyadan bilindik dünyasının yolunu tutar.

11. Diriliş (the resurrection): Bilindik dünyasının eşiğinde son bir imtihana tabi tutulur. Bu imtihandan sonra yeni ve daha üstün kişiliği ulaşmış olur.

12. Eliksirle dönüş (return with the elixir): Kahraman ödül ile tekrar bilindik dünyasında yerini alır.

Vogler saydığı evrelerin hepsinin – yazdığı sırasıyla – bir filmde geçmesi gerektiğini söylemiyor. Hatta yeni evrelerin de eklenebileceğini söylüyor  Fakat bütün başarılı filmlerin temelinde kahramanın yolcuğu olduğunu söylüyor.

chris_vogler

“Kahramanın yolculuğu bir hikayenin yapı iskelesini verir. Aynı iskelete benzer, ayrıntılarla ve süpriz ‘dönüşlerle’ [twist] – yani bir hikayenin ‘Et’i’ ile – kaplanması gerek.”

Christopher Vogler

Vogler’in Hollwood’da büyük dikkat çeken ‘The Writer’s Journey: Mythic Structure For Writers’ kitapı asılında senaryo yazarlarına rehber olsun diye yazdı. Bahsi geçen kitap yalnızca yukarda kısaca ele almaya çalıştığım kahraman yolculuğunu oluşturan 12 evrelik devreyi anlatmıyor.

Advertisements

Hikayelerle İlgili Notlar II

İyi bir anlatı için iyi bir hikaye gerekir. Bir hikayede çoğunlukla bilindik dört karakter vardır. Bu dört karakter sırasıyla kahraman (protagonist), düşman (antagonist), yardımcı/öğretici karakter (mentor) ve maşuk karakteri.

Kahramanın bir ana hedefi (misal dünyayı kurtarmak) ve yan hedefleri olmalı (misal bir kadını kendine aşık etmek). Bu hedeflerine ulaşmasının önündeki en büyük engel düşman karakteri, ama kahramanın kendi özellikleri (misal kadınlarla konuşurken heyecanlanmak) de hedeflerine ulaşmasına engelleyebilir. Kahramanın hedefleri ile özelliklerinin çatışması heyecan doğurur (iç çatışma). Heyecanı artıran bir diğer faktör kahramanın hedeflerine ulaşmasındaki zorluk derecesi (misal yabani ejderhayı evcilleştirmek). Hedef her zaman ulaşılması gerekmez, ama ona ulaşmak için kat edilen yol önemlidir. Genelde hedefe giderken kahramanın özellikleri bir değişime uğrar (katharsis). Kahramanın değişmesi hedefine ulaşmasından daha önemlidir. Onun için kahramanın değişmesi için tam hedefine ulaşacakken uzaklaştırılabilinir (misal kibrinden kurtulması için şampiyonluğu kaybetmesi).

Düşman kahramanın hedefine ulaşmasını önündeki en büyük engel (dış çatışma). Düşmanın gücü ne kadar büyük ise kahramanın hedefine ulaşması o kadar zorlaşır (misal doğaüstü güçler). Yani düşmanın güçlülüğü hikayenin heyecanını artıran bir diğer faktör.

Düşman mutlaka kötü bir karakter olması gerekmez (misal şampiyonluk rakibi) ve doğal olarak kahraman da iyi bir karakter olması gerekmez (misal dünyayı kurtarmaya çalışan huysuz ihtiyar). Önemli olan okuyucunun hangisi ile özdeşleştiği ve okuyucunun özdeşleştiği (onun) kahramanıdır.

Öğretici/yardımcı karakter kahraman kadar büyük yer kaplamasa da önemli ve kuvvetli olması gereken bir karakter. Bu öğretici/yardımcı karakter hikayenin inanırlılığını artırır, ama ana görevi kahramana yardımcı olmak. Kahramana yardımcı olmasının değişik motifleri olabilir (misal ona aşık olması). Öğretici/yardımcı karakterin yardımı yalnızca fiili olması lazım değil (misal şampiyonluğa hazırlayan antreman). Öğretici/yardımcı karakter kahramanın hedefine ulaşması için olumsuz özelliklerini değiştirmesine de yardımcı olabilir (misal kendine güvenmemesi).

Maşuk karakteri kahramanın aşık olduğu karakterdir. Bu karakter kahramanın ana hedefi olabilir (misal maşukla evlenmek) yada olumsuz örneklerinden olabilir (misal maşuka olan aşkından dolayı yanlış kararlar vermek). Bu karakter hikayede büyük veya küçük yer kaplayabilir.

Bu dört görev için dört karakter gerekmez. Düşman bazı zamanlar öğretici/yardımcı maskesini takabilir (misal çatışma sırasında özelliklerinden kurtulması).

Almanya – Willkommen in Deutschland (2011)

Almanya – Willkommen in Deutschland, 2011 yapımı interkültürel komedi dalında bir film. Almanya’da interkültürel komedi (başka adlar: çok kültürlü komedi, etnik komedi) 2000′lerin başında patlama yapar. İnterkültürel komedi dalındaki çalışmalar yüksek konjonktür yapar ve eğlence sektörü bu tür yapımlara doyar. Bu nedenden dolayı Almanya – Willkommen in Deutschland filmini kimse finanse etmek istemez ve hikâye yedi sene bekler. Bu yedi sene içerisinde senarist kardeşler, Yasemin Şamdereli ve Nesrin Şamdereli, 50 tane senaryo versiyonu çıkarır.

Film, iş gücü olarak Almanya’ya göç eden Türk’lerin karşılaştıkları problemleri mizahi bir dille anlatıyor. Almanya’ya gelen 1.000.001′inci iş gücü Hüseyin Yılmaz ve eşi Fatma Yılmaz yaşlandıklarında Alman vatandaşı olurlar. Bu taze Alman çiftin altı yaşındaki torunları Cenk, okulda öğretmeni tarafından Türk olarak öncelenir ama Türk sınıf arkadaşları Türkçe bilmediğinden dolayı Alman olarak görür. Babası Türk ve annesi Alman olan Cenk’in yaşadıklarından dolayı kafası karışır. Cenk, üç kuşağın birleştiği aile yemeğinde bir hikâye kolunun marş motoru olan soruyu sorar:

“Was sind wir denn jetzt, Türken oder Deutsche?” (Biz şimdi neyiz, Türk ya da Alman?)

Cenk Yılmaz

Cenk’e kuzeni Canan, dedesinin hayatını anlatır. Dedesinin nerede büyüdüğü, nerede aşık olduğu, neden Almanya’ya geldiğini ve ailesini neden yanına aldırdığını anlatır. Bu hikâye koluna paralel olarak bütün ailenin Türkiye’deki memleketlerine gidişi anlatılır.

Filmdeki Türk ailesi entegre olmuş, ama asimile olmamış kendi halinde bir ailedir. Üç kuşağa da yer verilen ailede kuşaklar içersinde değişik tipler oluşturulmuş. Film, hikâyesini iyiler ve kötüler üzerinden anlatr. Filmde düşman (antagonist) diyebileceğimiz tek bir karakter yoktur.

Filmde düşman karakterleri yerine küçük antipatik rollere yer verilmiş. Bu antipatik rollerden bir tanesi ise çok gereksiz olmuş. Antipatik rollerden biri Katharina Thalbach’ın canlandırdığı otobüsteki emekli kadın. Emekli kadın otobüste yabancı düşmanlığı yapıyor ve esas kız Canan tarafından ağzının payını alıyor. Bu sahne hikâyeye bir şey katmıyor tam aksine duraklatıyor. Bu sahne illa bir mesaj sıkıştırma isteğinin veya senaryonun sık değişmesinden dolayı sahne arası bağlantıların kaybolmasının bir sonucu.

Filmin sonunun dopdolu olmasının nedeni yukarıda saydığım noktalar olabilir. Sonu bitmek bilmiyor, vefat eden babanın helvası yeniyor, işsiz oğul köyde kalmaya karar veriyor, Cenk göçün 50. yılı kapsamındaki etkinliklerde konuşma yapıyor, Cenk’in baştaki sorusuna felsefi bir cevap veriliyor ve Cenk okulda memleketini gösteriyor.

Cenk’in sorusuna filmde net bir cevap vermek yerine insanın ne olduğuna dair bir düşünce sunulmuş. Türkiye’de doğmuş Alman pasaportuna sahip Hüseyin nereli? İnsanın yurdunu bir kağıt değiştirebilir mi?

Bana göre insanlar gömüldüğü topraktandır. İnsan ölmek istediği, gömülmek istediği ve gömüldüğü toprağın yerlisidir.

Hasılı anlatım bakımından takıldığım bazı noktalar olmasına rağmen genel olarak filmi beğendim. İnsanı gülümseten ve hüzünlendiren sahneleri içinde barındıran izlemeye değer interkültürel bir komedi film.

* * *

almanya-willkommen-in-deutschland-almanya-2-rcm0x1920u

Yapım Yılı: 2011

Film Süresi: 101 dakika

Yönetmen: Yasemin Şamdereli

Senarist: Nesrin Şamdereli, Yasemin Şamdereli

Müzik: Gerd Baumann

Görüntü Yönetmeni: Ngo The Chau

Kurgu: Andrea Mertens

Yapım: Annie Brunner, Andreas Richter, Ursula Woerner ve Roxy Film

Oyuncular: Vedat Erincin (Yaşlı Hüseyin), Fahri Ogün Yardım (Genç Hüseyin), Lilay Huser (Yaşlı Fatma), Demet Gül (Genç Fatma), Rafael Koussouris (Cenk), Aylin Tezel (Canan), Denis Moschitto (Ali), Petra Schmidt-Schaller (Gabi), Aykut Kayacık (Yaşlı Veli), Aycan Vardar (Genç Veli), Ercan Karacaylı (Yaşlı Muhamed), Kaan Aydogdu (Genç Muhamed), Şiir Eloğlu (Yaşlı Leyla), Aliya Artuc (Genç Leyla), Trystan Pütter (David), Arnd Schimkat (Polis), Antoine Monot, Jr. (Erkek Komşu), Axel Milberg (Alman Memur), Oliver Nägele (Politikacı), Jule Ronstedt (Öğretmen), Tim Seyfi (Manav), Walter Sittler: Mann im Krämerladen, Aglaia Szyszkowitz (Doktor), Katharina Thalbach (Otobüsteki Kadın) ve Saskia Vester (Kadın Komşu)