Amerika sen busun!?

James Ellroy’un Amerikan Yeraltı (Underworld USA) üçlemesi Kasım 1958 senesinde başlıyor. Ellroy (Alman baskısında) 2394 sayfada hayali ve gerçek hikayelerle amerikanın yakın tarihini işliyor. Üçlemenin ilk romanı American Tabloid John F. Kennedy’nin öldürüldüğü gün bitiyor, yani Kasım 1958 ile Kasım 1963 yılları arasında yaşananları anlatıyor. Ellroy bu romanıyla yapmak istediğini şöyle açıklıyor:

Amacım Kennedy-Efsanesini yok etmekti. Bu efsane,  [amerikanın başkanın] ölümünden önce saf masumiyet olduğunu, Kennedy’nin ölümünün bizi yeni bir altın çağına girmemizi engellediğini söyler. Bu saçmalık.

609px-jamesellroy
James Ellroy

Romanın ana karaktlerleri Pete Bondurant (eski polis), Kemper Boyd (FBI Ajanı) ve Ward Little (FBI Ajanı). Bu karakterler eşliğinde amerikan mafyası, CIA ve FBI arasındaki ilişkileri anlatıyor. Romanda tarihi gerçekleri ve kişileri yer alsa dahi tamamiyle kurgu.

Ellroy amerikanın masumiyeti hakkındaki görüşlerini, 1995 yılında yayınlanan romanının önsözünde şöyle anlatmaya başlıyor:

Amerika hiçbir zaman masum değildi. Masumiyetimizi [amerika kıtasına] geçişimizde kaybettik, arkasından ağlamadık. İlk günah belirli bir olay veya şartlara bağlanamaz. Gelişinde sahip olmadığını kaybedemezsin. Bizim, aslında var olmayan, daha iyi bir geçmişe olan özlemimiz kitle iletişim araçlarının bir ürünü.

Amerika hayaller ülkesi. JFK öldürülmeden önce üç tane amerikan başkanı görevi başında iken suikaste kurban gitti. Amerika tarihi, baştan beri kanlarla dolu. Domuzlar Körfezi Çıkarmasından önce de muhtelif ülkere askeri operasyonlarda bulundu. Birinci dünya savaşının çıktığı sene girdikleri Haiti’yi 19 sene işgal ettiler.

Üçlemenin ikinci kitabı The Cold Six Thousand 2001 senesinde yayınlandı. Roman Kennedy suikastinden hemen sonra başlıyor, yine beş senelik bir zaman dilimini ele alıyor. Martin Luther King’in öldürülüşünü içeriyor ve Robert F. Kennedy’nin öldürülmesinden sonra bitiyor. Anlatılan dönemde American Tabloid’deki iki ana kahramanın yanına yeni karakterler ekleniyor ve amerikadaki aksiyonerlerle beraber kanlı hikaye devam ediyor.

Irkçılık amerikanın kuruluşundan beri mevcut. Abraham Lincoln köleliği kaldırdı ama ırkçılık bitmedi. Amerika siyahi vatandaşlarını ikinci dünya savaşına yollamakta sorun görmüyordu ama ırkçı ayrımcılığı 1964 senesinde çıkan Medeni Haklar Yasası ile kaldırdı. Bu yasa ırkçılığı ortadan kaldırmadı. Amerika 2008 senesinde siyahi başkan seçti ama amerikan toplumunda ırkçılık hala var. Bu sene içersinde, beyaz amerikan polisinin öldürdüğü siyahi amerikanlara bakmak yeterli. Irkçı ve seksist söylemlerle, seçim kampanyası yürüten Trump başkan seçiliyor.

Ellroy The Cold Six Thousand amerikalı siyahilerin yaptığı özgürlük mücadelesinin küçük bir bölümü yer alıyor. Amerika Vietnam savaşına müdahil oluyorlar. Vietnam amerikanların sudan sebeplerle girdikleri ne ilk ülke ne de son ülke.

Üçlemenin son romanı Blood’s a Rover, 2009 senesinde yayınlanıyor. Bu roman kitaplar arasında en karışık olan ve diğerleri kadar net bir zaman akışı yok. Yine de romanın Haziran 1968’den Mayıs 1972’e kadarki amerikan tarihini konu alıyor. Bu sefer roman bir suikast ile değil amerika tarihinin en büyük politik skandallarından biri olan Watergate ile bitiyor.

Richard Nixon, 1974 yılında Watergate skandalından dolayı istifa ettikten sonra amerika ‘günahlarına tövbe’ etti mi? Hiçbir zaman masum olmayan ülke farklı başkanlarla yoluna devam ediyor.