Fizikçiler (1962)

“Yeryüzündeki şartların düzelmesi, sadece bilimsel buluşlardan çok ahlaklı bir yaşama düzeninin gerçekleşmesine bağlıdır.”
Albert Einstein

Fizikçiler (Die Physiker) tiyatro oyununun galası 21 Şubat 1962 senesinde Zürih’te yapıldı. İki bölümden oluşan komedi, özel bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatan üç fizikçiyi ve doktorlarını anlatıyor. Friedrich Dürrenmatt bu dramını 1980 senesinde yeniden düzenliyor ve şimdiki halini alıyor.

81443363_two-brainy-men

Oyun Les Cerisiers hastanesinin bir bölümü olan Villa’da geçiyor. Bu bölümde yalnızca üç hasta var. Johann Wilhelm Möbius, kendisine Einstein diyen Ernst Heinrich Ernesti/Joseph Kilton ve kendisine Newton diyen Herbert Georg Beutler/Alec Jasper Kilton. Bu bölümden sorumlu doktor Fräulein Doktor Mathilde von Zahn.

Oyunun ilk bölümü Komiser’in  (Inspektor Voß) hastanede boğulan hemşire Irene Staub’un ölümünü araştırmasıyla başlıyor. Katilin kim olduğu bilinmesine rağmen Einstein’ın akıl sağlığı yerine olmadığı için tutuklanamıyor. Staub’un öldürülüşünden üç ay önce Newton bakıcısı Dorothea Moser öldürüyor ve akıl sağlığı yerinde olmadığından dolayı tutuklanmıyor. Komedi’nin ilk bölümü hemşire Monika Stettler’in Möbius tarafından öldürülmesi ile bitiyor. Möbius Stettler birbirlerini sevdikleri ve evlenme planları yaptıklarına rağmen, konuştuğunu iddia ettiği Kral Süleyman’ın bu cinayeti emrettiğini öne sürüyor.

İlk bölümde üç aynı meslekten akıl hastasının, farklı zamanlarda bakıcılarını öldürmesi grotesk bir durum. Bu grotesk durum akıl hastalarının ve hastanesinin normal akıl hastaları ve hastanesi olmadığını düşündürüyor. Fakat nelerin anormal olduğunu adlandıramadan, her şeyin ortaya çıkacağı ikinci bölüm başlıyor.

Oyunun ikinci bölümü de Komser’in hastanede boğulan hemşirenin ölümünü araştırmasıyla başlıyor. Fakat bu sefer anormalliğin nedeni orataya çıkıyor ve fizikçilerin bakıcılarını neden öldürdükleri aydınlanıyor.

Möbius çalışmaları sırasında dünyanın sonunu getirebilecek bir formül buluyor ve buluşunun olası sonuçlarından korkuyor. Bundan dolayı Kral Süleyman ile konuşmalar yaptığını öne sürüyor, çalışmalarını değersizleştirmek için.

Kendilerine Newton ve Einstein diyen hastalarda gerçekte birbiriyle rekabet içersinde olan iki sistemin ajanları. Ajanlar Möbius’ün gizli formülüne ulaşabilmek için, kendilerini akıl hastası olarak Les Cerisiers’e yatırıyorlar.

Oyunun soğuk savaş zamanında yazıldığı göz önüne alınırsa rekabet içersindeki iki sistemin neler olduğunu anlamak zor olmaz. Oyunda fizikçiler birer sembol olarak kullanılıyor, bilimin dünya genelindeki krizlerdeki etkisi ve bilim insanlarının sorumluluğu ele alınıyor.

İkinci bölümde fizikçiler kartlarını  açıyorlar. Möbius gizli formülü yaktığını söylüyor. Ajanlar bu gelişme karşısında hastanede kalmalarının bir manası kalmadığını düşünüyorlar ve kaçmaya karar veriyorlar. Möbius insanlığın selameti için hastanede kalmalarının ve sırlarının ifşa olmaması için işledikleri cinayetlerin adi birer cinayet olmaması için (hem ceza olarak) hastanede kalmalarına ikna ediyor. Böyle bir mutlu son olabilecekken akıl hastanesinin sahibi ve baş doktoru Mathilde von Zahnd’ın gizli hedefleri ortaya çıkıyor.

Mathilde von Zahnd devamlı Kral Süleyman ile görüştüğünü ve kendisinden emirler aldığına inaniyor. Oyunda gösterilen karakterlerden tek akıl hastasının baş doktor olması oyundaki bir başka grotesk durum. Mathilde von Zahnd da gizli formülün peşindeymiş, hastaların odalarını dinlemiş ve öldürülen bakıcıları da bilgi alsınlar diye fizikçilerin üzerine salmış. Neticede gizli formüle ulaşıyor ve formülü dünyaya hükmetmek için kullanmak istiyor. Mathilde von Zahnd’ın gerçek yüzünü gören fizikçiler, onu durdurmak isteseler de nafile.

Okuyucuyu son kertede özdeşleştiği fizikçilerle beraber eli kolu bağlı, sanki deli gömleğinin içinde kalakalıyor. Mathilde von Zahnd gibi söz sahibi asıl delilerin altında buyruk.

Bedia Tuncer’in Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatan, akıl hastalarının yazdıkları şiirleri derlediği 1964 yılında İnilti kitabında yayınlanan bir şiir:

“Tanrım bana sabır ver
Tahammülüm yok artık
Gözüme bir perde ger
Tahammülüm yok artık.
Bu deliler âlemi
Büktü benim belimi
Bu bitmeyen elemi
Tanrım doldur çilemi”
34. servisten
G… K…