Alfred Hitchcock’un 1954 yapımı Arka Pencere filmi..

Bu yazı Alfred Hitchcock’un 1954 yapımı Arka Pencere filmiyle ilgili seyir zevkini düşürebilecek bilgiler içermektedir.

rearwindow1

Yalnızca yalın filmlerin katmanlı olduğu yargısı büyük bir yanılgıdan ibaret. Dolayısıyla, her sinemacı teşhircilik yaptığı halde hikayesini fazla süsleyen yönetmenlere bayağı muamelesi yapmak da yersiz oluyor. Kaldı ki, filmlerin katmanlarını görmek veya katmanlandırmak seyircinin inisiyitafinde bir eylem.

Yönetmen bin katmanlı gökdelen inşa etse bile gözlerini çeken seyirici görmez. Dahi tek katmanlı kulübeyi büyüteçle bakan seyirci bir kompleks olarak algılayabilir. Kaldı ki, gökdelen bir kulisten ibaret ve kulübe yalnızca bir giriş olabilir. Makbul olan güzel inşa edilmiş bir film ortaya koymak.

Alfred Hitchcock’un 1954 yapımı Arka Pencere’sini sırf eğlenceli bir gerilim filmi olarak görmek mümkün. Heyecan erbabı Hitchcock’un filmi sırf bu gözle bile izlemeye değer. Fakat filmin üzerine söylenebilecekler bu kadarla sınırlı değil.

Arka Pencere filminin temelinde 1942 yılında yayınlanan It Had to Be Murder hikayesi yatıyor. Bu kısa hikaye amerikan polisiye yazarı Cornell Woolrich’e ait. Hikayeyi senaryolaştıran isim ise John Michael Hayes. Alfred Hitchcock ve Hayes hikayeyi temel alarak iki gerçek katilden de esinlenerek bu filmi ortaya koydukları söyleniyor.

Arka Pencere filmi pencerelerdeki perdelerin açılmasıyla başlıyor. Bundan sonraki dört dakika içersinde filmin geçtiği yeri ve kahraman L.B. Jefferies’in kim olduğunu kelimesiz bir anlatımla öğreniyoruz. Seyirci hiçbir şey kaçırmamak niyetiyle bütün kareleri dikkatle izliyor.

Jeff ayağı kırık bir foto muhabiri. Zorunlu olarak evde kaldığı dönemde can sıkıntısıyla başa çıkabilmek için komşularını izlemeye başlıyor. Filmin sekizinci dakikasında Jeff’in bakıcısı Stella tarafından yaptığının yasalara aykırı olduğunu öğreniyor. Dolayısıyla seyirci de baştaki sekansı dikkatle izlemenin aykırılığının farkına varıyor. Kısacası seyirci kahramanla aynı duruma düşmüş oluyor.

Jeff’in film esnasında -gözleriyle görmemiş olmasına rağmen- komşusu Lars Thorwald’ın bakıma muhtaç eşini öldürdüğünü düşünüyor. Seyirci de ‘röntgenlediklerine’ dayanarak kahramanla aynı fikre varıyor.

Jeff’in yasalara, en azından ahlaka aykırı röntgenci davranışlarıyla daha vahim bir vakayı bulduğunu inanıyor. Seyirci de buna inanıyor. Böylelikle belki de ahlaka aykırı davranışlarından arınmayı istiyorlar. Jeff’in polis arkadaşı Thomas Doyle iddiaları ciddiye almadığı halde Jeff/seyirci öyle olduğunu düşünmeye devam ediyor. Hatta Thorwald katil çıkmazsa seyirci küçük çaplı bir hayal kırıklığına uğrar diyebiliriz. Kısacası baştaki cinayet korkusu zamanla cinayet arzusuna evriliyor.

Jeff Lars Thorwald’la karşılaştığında ne istediğini söyleyemiyor. Jeff niye Thorwald’ın hayatına dahil olup hayatını mahvettiğini söyle(ye)miyor. Hakikaten Jeff ne istiyor? Jeff adaletin yerini bulmasını mı, koltuğa bağlı kaldığı son haftayı heyecanla geçirmeyi mi yoksa haklı çıkmak mı istiyor?

Bu soruları Jeff’in fotoğrafçılığıyla bağdaştırmakta mümkün. Jeff insanların fotoğraflarını çekerek ve onlara başlıklar bularak ne yapıyor? Bıçak çift taraflı.. seyirci niye başkalarının hayatlarını izliyor?

Yukarıda yazanlar filmin üzerine gitmeye değer bir katmanı. Bir diğer çıkmaya değer katman ise ilişkiler. Jeff nişanlısı Lisa ile ilişkilerinin nereye gideceğine dair bilinmezlikte, çünkü bağlanma korkusu var. Bu ikili arasındaki ayrışıklıklar film boyunca değişip duruyor. Bunun yanı sıra arka bahçede ilişkiler konusunda farklı durumlar var. Yalnız ve mutsuz kadın Miss Lonely Heart, yalnız yaşayan besteci, çekici kadın danscı, genç çift, yaşlı çift ve Mr. ve Mrs. Thornwald’lar.

rearwindow3

Lars Thorwald’ın yatalak eşine bakma mecburiyetinde olması Jeff’in bağlanma korkusuna sebebini gösteriyor. Jeff bağlanmanın ortaya çıkardığı mecburiyetlerden kaçıyor. Thorwald’ın sıkıntısı ve Jeff’in korkusu bile Miss Lonely Heart sevinci olabilir. Dünya üzerinde küçücük bir yere tekabül eden bir arka bahçe bile dağlar kadar farklı hayatlar barındırıyor.

”Who are you? What do you want from me?”
Lars Thorwald

Seyirci miyiz? Hakikatin mi peşindeyiz, yoksa eğlencenin mi? Mesele bayağılık mı, yoksa fıtrat mı?

Kendimizi mi kandırıyoruz?

Ve perde kapanır.

Advertisements

1 thought on “Alfred Hitchcock’un 1954 yapımı Arka Pencere filmi..”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s