http://www.filmoria.co.uk/wp-content/uploads/2013/02/Dead-Snow.jpg

Korkunun Türleri: Zombi I

Zombiler yürüyüşlerine 1932 yılında White Zombie filmiyle başladılar. Aradan 80 seneyi aşkın zaman geçti ama, zombiler yürüyüşlerine devam ediyorlar. Güçlerinde bir azalma görünmüyor tam aksine gittikçe çoğalıyorlar. Zombiler 2010’dan beri The Walking Dead uyarlamasıyla primetime’ı da istila etmeye başardılar.

Zombi filmlerinin 80 senelik tarihini ”Romero öncesi ve Romero sonrası” diye ikiye bölmek mümkün. Türün tarihçesine bakınca değişik taksimler yapılabilir, lakin Romero’nun etkisi tartışılmaz.

Büyük usta George A. Romero 1968 yapımı Yaşayan Ölülerin Gecesi filmiyle zombileri vudu büyülerinden arındırdı. Ed Wood’un meşhur Plan 9 from Outer Space filmine ite kaka zombi filmi dersek, arındıran kişi ”dünyanın en kötü yönetmeni” olarak görülebilinir. Wood’un trash filminde ölüleri uzaylılar tekrar diriltiyordu, yani vebal yabancı kültürler yerine yabancı dünyalara bindiriliyor. Bir başka itiraz 1955 yapımı Creature with the Atom Brain filmiyle yapılabilir. Bu filmde, amerikadan sürgün edilmiş bir gangster eski bir nazi bilim adamının yardımıyla ölüleri tekrar canlandırıyor. Fakat yine ‘suçlu’ ötekileştiriliyor.

“I also have always liked the monster within idea. I like the zombies being us. Zombies are the blue-collar monsters.”
George A. Romero

George A. Romero ise ölülerin dirilmesinin vebalini kıygınların içinde bulundukları topluma mal ediyor. Yaşayan Ölülerin Gecesi filminde yeniden dirilmelerin sebebi olarak, Dünya’nın atmosferinde patlayan bir Venüs sondayasını salgıladığı radyasyon gösterliyor. Romero yeniden dirilmelere ‘bilimsel’ açıklamlar getirerek, korkuyu daha yakına getiriyor. Romero Yaşayan Ölülerin Gecesi filminde afetin sorumluluğunu topluma atfederek, toplumun durumunu beyaz perdeye aktararak ciddi bir eleştiri getiriyor.

Zombi filmleriyle toplum eleştirisi işin başından beri vardı. Bankleer ”Reale Reste” yazısında White Zombie filmi hakkında şöyle bir yorum var:

”White Zombie’de zombiler öteki dünyadan, müstemlekeci beyazlar tarafından […] işci köleler olarak tutuluyor – o zamanın amerikasının korkularına değiniyor: Ülke zorlu bir ekonomik düşüklükten geçiyor, işsizlik oranı nerdeyse %25. Zombiler […] ve iş için olan amerikan ümidinin ironik değişmiydi.”

https://barakafabrika.files.wordpress.com/2014/05/6b694-whitezombie-bmp.jpg
White Zombi (1932)

Sene 1968’den sonra yapılan filmlerde gittikçe, ölülerin tekrar dirilmesinin ardında yatan sebep -insanın hatalarından ortaya çıkmış- ‘bilimsel’ olarak açıklanmaya başlandı. Ondan dolayıdır ki, zombi filmlerini ele alan kitapların ”Zombi” alt türünü 1968’den sonra oluştuğunu söylerler. Bu yorumun ardında Yaşan Ölülerin Gecesi filminin büyük ölçüde çağdaş zombi imajını oluşturmuş olması yatıyor.

Kaba tarifle:
Zombiler artık vudu kültünden soyutlanmış, ana amaçları insan eti yemek olan, başına buyruk, ısırarak diğer insanları da kendileri gibi yapmaya çalışan ve beyninde büyük hasar görmeden tam manasıyla ölmeyen cesetler. Zombi filmleri de, tek amaçları yaşamak olan ve ölmeyen cesetlerden kaçan/saklanan bir grup insanın hikayesini anlatıyor.

***
Vudunun 1932 ila 1968 arası zombi filmlerine damgasını vurmasının sebebini öğrenmek için önce kelimenin kökeninin ardına bakmak gerek. Zombi kelimesinin kökeni hakkında bir çok değişik rivayet var.

Kısa ve net bir açıklamaya göre zombi, Orta Afrika’da konuşulan Kimbundu dilindeki, ”nzùmbe” kelimesinden türemiştir. Nzùmbe hayalet manasına geliyor.

Christoph Auffarth, Jutta Bernard ve Hubert Mohr’un beraber çıkardıkları bir kitapta ise daha geniş bir açıklama var. Kitaptaki açıklamaya göre zombi kelimesinin kökeni bantu dili ailesine dayanıyor. Orda ”zombi(e)” veya ”zumbi” köleleştirilmiş ruh manasına geliyor. Bu terime iki şekilde mana verilebilinir. İlk olarak bedenden ayrılan ruh veyahut ruhu çıkarılan beden (daha doğrusu yaşayan ceset) olarak anlaşılabilinir. .

Kesin olan, kelime Afrikada uygulanmış veya uygulanan ritüellerden geliyor. Antropolog Wolf-Diether Storl’a göre başlarda tekrar topluma kazandırılamiyacak kişiler zombileştiriliyordu. Fakat zombilerin işci köleler olarak da kullanıldığı bir gerçek. İnsanı, zombileştirmek fiili vudu büyücüleri tarafından gerçekleştiriliyordu.

Etnolog Michel Leiris yapılanı manen şöyle açıklıyor:
“Kişi, suni yöntemlerle ölmüş gibi gösteriliyor, gömülüyor, sonra tekrar mezardan çıkarılıyor ve suni yöntemlerle uyandırılıyor.”

Yoruba dinlerinde ve özellikle vududa bilinen bu zombileştirme uygulaması William Seabrock’un aracılığıyla, kitleler tarafından tanınmaya başadı. William Seabrock 1929 yılında yayınlanan otobiyografik ”The Magic Island” kitabında, amerikanın Haiti işgali (1915 – 1934) sırasında şahit olduğu zombileştirmeleri anlatıyor.

***
IMDb’de zombi etiketine sahip 1549 film var. Bunların ne kadarı zombi filmidir bilmiyorum ama, bu rakam bize yine de bir hayli zombi filmi olduğunu gösteriyor. Bu filmlerinin hepsinin -yukarda yaptığım genellemelerle- açıklanamayacağı kesin. Kaba tariften yola çıkarak bütün zombi filmleri ‘aynı’ deme sonucuna varılmamalı.

1968 yılından sonra başlayan ‘olağanüstüsüz’ zombi filmleri çekme eğlimine herkes katılmadı. İspanyol yönetmen Amando de Ossorio’nun 1971 yapımı, La Noche del terror ciego filminde zombileri intikam peşindeki tapınak şovalyelerinin cesetleri oluyor. Bu minvaldeki filmler de hala yapılıyor, örnek olarak 2009 yapımı Norveç filmi Dead Snow gösterile bilinir.

https://i0.wp.com/www.scifinow.co.uk/wp-content/uploads/2013/02/Dead-Snow-2.jpg
Dead Snow (2009)

Filmlerde zombilerin özellikleri de değişken. Sinemada klasik yavaş zombilerin yanı sıra hızlı zombiler (28 Days Later), klasik beyninden vurulunca ölen zombilerin yanı sıra ölmeyenler (Braindead), klasik salak zombilerin yanı sıra organizasyon kabiliyetine sahip zombiler (Land of the Dead) vesaire.

Zombi filmleri değince hep akla tek tip filmler gelebilir. Fakat zombi alt türünün de her tür gibi kendi içersinde farklılıklar ve fark etmesi güzel nüansları var. Beni zombi filmlerine çeken nokta, insanların -farklı koşullar altında- verdikleri yaşama savaşı.

* * *
Unutulmamalı ki, her zombi insan doğdu. Büyücüler, uzaylılar, bilim insanları veya bir lanet onları zombileştirdi. Zombiler hiçbir şeyi sorgulayacak kapasitede olmayan, tek derdi tüketim olan ve varlığını böyle sürdüren bedenler. Zombiler gerçekten sadece mit mi?

”I wanted to try to give [Dawn of the Dead] the same thematic core that the original film had and speak about some of my own ideas about society. I don’t think it’s underline message. I think it’s like in your face! Right upfront: The way society has been conditioned to think, that as long as you have this stuff, life is wonderful. And being falsely attracted and seduced by things that really shouldn’t have value in your life, but do.”


Diğer bölümler:

Korkunun Türleri: Zombi I – Zombilerin beyaz cama kadar varan yüyüyüşlerine dair
Korkunun Türleri: Zombi II – Eski filmler veya Zombi-komedi filmlerine dair
Korkunun Türleri: Zombi III – ‘Zombies and Infected’ olayına dair

Advertisements

2 thoughts on “Korkunun Türleri: Zombi I”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s