http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/63/George_Melies.jpg

Sinema hakikat mıdır?

Sanat, edebiyat ve sinema, bilim değil kültürdür. Onun için bu saydıklarım üzerine konuşurken bilimsel gerçeklik ifade ediyormuş gibi yapmamak lazım. Kısacası kültür alanındaki bütün (dar) tanımlar ve anlayışlar bilimsel değil görüşseldir. Görüşsel?

Mutlak tanımların yapılabileceği alan kültür alanı değildir. Matematikteki toplama işleminin veya fizikteki hızın mutlak bir tanımı vardır. Bu tanımlar değişik kelimelerle yapılsa bile bütün dünya aritmetikteki işlemlerin ne anlama geldiği konusunda hemfikirdir. Sayıların sırası/değeri üzerine ve “+ ^ =” işaretlerinin işlevi üzerine mutabakat sağlamış kişilerin “2+1=3″ olduğunu kabul etmesi lazımdır. Sinema da ise bu tarz net mutlak tanımlar yapmak ve bu tanımlar üzerinden genel mantiki anlayışa varmak mümkün değildir.

Sinema, insanların icadı ve tamamıyla insana dayanan bir ifade biçimidir. Onun için sinemanın evrensel kuralları yoktur. Sinemanın teknolojisi vardır ve bu teknoloji, sinema sanatı denen olgudan önce oluşmuştur. Sinema teknolojisi bilimseldir, çünkü doğa bilimlerine dayanmaktadır. Peki sinema sanatı neye dayanır?

Sinema, sanat gibi anlayışlara dayanır. Teknolojinin yalnızca Lumière kardeşler gibi gerçeği kayıt altına almak için kullanılması mı sinema? Yoksa teknolojinin Méliès gibi kurmaca sahneler için kullanması mı sinema? Ya da ikisi de değil mi?
Méliès teknolojinin sunduğu fırstaları görmüştür ve anlatımlı/hikayeli sinemanın öncülüğünü yapmıştır. Méliès döneminde kamera sabitti ve bilindiği üzere filmler sessizdi. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte sinemanın imkanları da gelişmektedir. Nesiller değişiyor ve nesillerle beraber anlayışlar.

Sinema ilk dönemlerinde sırf eğlence aracıydı, yani o zamanların sinema anlayışı eğlence üzerine kuruluydu. Nazilerin anlayışına göre sinema bir propaganda aracıdır. Bazı kişilere göre ise sinema sanattır ve Aristo’nun sanat anlayışı sinemaya adapte edilir, yani Aristo’nun sanat anlayışı onların sinema anlayışıdır. Peki bunlardan hangisi doğru?

Bana kalırsa hiçbirinin diğerinden daha doğru olduğu ispat edilemez. İnsanın kurallara dayanmayarak oluşturduğu bir ifade biçimini kimin daha doğru algıladığını kim bilebilir?

Sinemayı tanımlayan çoğunluk aslında kendi sinema anlayışını açıklar. Sinema anlayışlarının çatışdığı vakit, diğerinin yaptığının sinema olmadığı iddia edilir. Bu kişinin tutarlılığını gösterir, yani anlayışına göre böyle çıkış göstermesi gerekir. Böyle davranmasında bir sakınca yoktur, ama kişi kendi anlayışının diğer kişinin anlayışından daha doğru olduğu iddiasına girmesi sıkıntılıdır. Eğer böyle bir iddianın içine girilirse genelin kabul edeceği bir ispat sunması gerekir. Bu mümkün değil?

Anlayışların çeşitliliklerine rağmen konunun fazla dağılmaması ve kolaylıkla ifade edilebilmesi için bazı genel kanılar var. YouTube videolarının sinema olmadığı gerçeğini buna örnek verebiliriz.

Sinemanın daha genel mantiki tanımını yapmadan hakikatinin peşine düşmek bana beyhude bir çabaymış gibi geliyor. Hakikat: Alternatifsiz sabit gerçek. Alternatifsiz, çünkü hakikat tektir. Sabit, çünkü hakikat değişmez. Gerçek, çünkü hakikat vardır (”hakikat yok” ifadesinin bile hakikat iddiasında olduğuna göre).

Basit örnekler üzerinden sinemanın hakikati var mı, sorusunu değinmek istiyorum. ”Sinemanın hakikati” üzerine genel kanılara dayanarak cümleler kurmak mümkündür. Örneğin ‘sinemanın hakikati, anlatmaktır.’ Böyle bir ifadeye karşı çıkan az olur. Fakat ‘sinemanın hakikati, hakikat üzerine düşünmeyi sağlamak ve izleyiciyi hakikate doğru yaklaştırması’ denirse karşı çıkan çok olur. Böyle bir ifade sinemanın hakikati değil kişinin sinema anlayışıdır. Kişinin anlayışına göre sinema izleyiciyi hakikate yaklaştırması gerekebilir ve bunu yapmayan hiçbir şey sinema olamaz.

Sanat, edebiyat ve sinema konusunda söylenenleri kabul ederken titiz olmak gerekiyor. Örneğin bir kişi Aristoteles’in, “sanat, gerçeğin taklididir” tanımına kabul edebilir. Sıkıntı yok. Sıkıntı, bunun yanı sıra Necip Fazıl’ın sanat tanımını da kabul etmeye kalkıştığında oluşuyor. Çelişkiye düşmemek gerekir.

Aristo’nun ve Üstad’ın tanımı “mutlak gerçek değil”, yani sırf onların sanat anlayışı. Sanat doğa bilmi değil ki, mutlak doğrusu olsun!

George Melies - https://i2.wp.com/upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/63/George_Melies.jpg
Ve diyebiliriz ki sanat anlayışındaki farklılıklar tamamıyle yoruma dayalıdır.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s